14
Şubat Dünya Öykü Günü’nde Öyküye bir de Yakın’dan baktık. Gençlerle orada buluştuk. Açık söyleyeyim bu
kadar keyifli bir 14 Şubat yaşamamıştım.
Yakın Kitabevi’nde düzenlenen “Edebiyat Hayata Ne Katar?” konulu etkinlik, yazar Handan Gökçek'in moderatörlüğünde yapıldı. Toplandığımız salon fazlasıyla kalabalıktı. Edebiyatın özellikle öykünün kıymetinin büyük kitlelerce pek de bilinmediği ülkemizde gençlerin ilgisi görülmeye değerdi ve gelecek için büyük umutlar verdi bana. Benim de konuk yazar olarak çağrılı olduğum etkinliğe Buca Anadolu Lisesi, Cihat Kora Anadolu Lisesi, İzmir Türk Koleji, Buca 85. Yıl Anadolu Lisesi, Atatürk Lisesi öğrencilerinin yanı sıra yazar Nursel Çetin, eğitimci-yazar Nevzat Süer Sezgin, yazar Eşref Karadağ katıldılar.
Yakın Kitabevi’nde düzenlenen “Edebiyat Hayata Ne Katar?” konulu etkinlik, yazar Handan Gökçek'in moderatörlüğünde yapıldı. Toplandığımız salon fazlasıyla kalabalıktı. Edebiyatın özellikle öykünün kıymetinin büyük kitlelerce pek de bilinmediği ülkemizde gençlerin ilgisi görülmeye değerdi ve gelecek için büyük umutlar verdi bana. Benim de konuk yazar olarak çağrılı olduğum etkinliğe Buca Anadolu Lisesi, Cihat Kora Anadolu Lisesi, İzmir Türk Koleji, Buca 85. Yıl Anadolu Lisesi, Atatürk Lisesi öğrencilerinin yanı sıra yazar Nursel Çetin, eğitimci-yazar Nevzat Süer Sezgin, yazar Eşref Karadağ katıldılar.
Dünya
öykü günü için bir tarih belirlenmezden önce Ankara’da her yılın 14 Şubat’ında Öykü
Günü kutlaması yapılırdı. Özcan Karabulut 2002 yılında bu uygulamanın dünyaya
yayılması fikrini paylaştı ve önerisi Uluslararası Pen Örgütü’ne iletildi.
Ertesi yıl yani 2003’de Dünya Öykü Günü
kutlanmaya başlandı. Handan Gökçek açılış konuşmasına, Özcan Karabulut’un bu
mücadele sürecini anlatarak başladı.
Handan Gökçek'in konuşmasından bir bölüm
Ardından
yazarlara ve sırasıyla gençlere “Edebiyat Hayata Ne Katar?” soru soruldu. Bu soruya
ilişkin şunlara değindim:
“Edebi metinler okurla yazarın karşılaştıkları
materyallerdir. Yazar kendince bir şeyler yazmış ve kitabını okura teslim
etmiştir ve okurdan beklentileri vardır. Metnini beğenmesi, anlaması, kafasında
çoğaltması vs gibi. Kitabı okumak için kapağını açan okurun da beklentileri
vardır. Keyifli zaman geçirmek, yeni bir şeyler öğrenmek, heyecan yaşamak gibi.
İşte edebiyat bana göre, birbirini hiç tanımayan okur ve yazarın
karşılaşmaları, tanışmaları, tanışıyorlarsa dostluklarının pekişmesidir ya da
belki de birbirlerinden sonsuza dek uzaklaşmalarıdır. Edebiyatın hayata bir
diğer önemli katkısı ise idealleri beslemesidir, kitleleri yönlendirmesidir. Sevgiliye,
çocuğa, kediye… duyulan özlemi dışa vurma aracıdır, bireylerin bakış açısını
değiştirebilir, geçmiş hakkında bilgi verebilir.”
Elbette ki bu sorunun yanıtı kişiden kişiye değişebileceği
gibi bir kişinin yaş evrelerine göre de değişebilir. Ancak bir yazar olarak ben
hazır karşımda onca genç görünce ilk ağızda bunları söyleme gereği duydum.
Etkinliğin
ikinci bölümü interaktif öykü atölyesi ile geçti. Edebiyat
öğretmenleri Aysel Kocadağ ve Nilüfer
Yıldız Şendur’un yönetiminde yapılan atölyede Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler
masallarının çeşitli yerlerinin değiştirilmesiyle farklı sonlar yazılması
istendi. Beş gruba ayrılan gençlerden çıkan sonuçlar oldukça yaratıcı idi.
Bu etkinlikte Handan
Gökçek mümkün olduğunca gençlere fırsat tanıyarak onları konuşmaya teşvik etti
ve bu toplantıyı hepimiz için farklı kılan da bu oldu. Zamanımız olsaydı ben de
gençlere kendi öykü anlayışımdan aşağıdaki cümlelerle biraz bahsetmek isterdim.
“Öykü söylenenden çok
söylenmeyendir.
Öykü okunup bittiğinde
okuru düşündürmeli.
Okurun kafasında yeniden
yazılabilmeli.
Genel kanı, edebiyat
metinlerini okurun seçtiği yönündedir ancak bana göre öykü için durum farklıdır. Öyküdür aslında okurunu seçen. Çünkü öykü, kendine yatırım yapmış nitelikli okur ister... “
Ancak dediğim gibi
gençlerin kendilerini var edebildikleri ortamlar yaratmak ve o ortamların
parçası olmak konuşmaktan çok daha güzel.
Bu güzel gün için Yakın
Kitabevi’ne, Sayın Levent Salıcı’ya, Sevgili yazar arkadaşlarıma, gençleri
bizimle buluşturan öğretmen arkadaşlarıma ve dostum, arkadaşım Sevgili Handan
Gökçek’e çok teşekkür ederim.