Hepimizin
zaman zaman uç noktalara varan farklı dilekleri vardır. Tüm insanlığı kapsayan,
dünyaya adeta şifa yaymayı hedefleyen isteklerdir bunlar. “Tüm silahlar bir
günlüğüne sussun...”, “Bir gün boyunca hiç trafik kazası olmasın...”, “Bugün
hiç kimse ölmesin...” gibi.
“Kimsenin
Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” oyununda, trans Umut, “Dün kimse ölmedi” diyor.
Yani o sihir gerçekleşmiş, hayal gerçek olmuştur. Her gün pek çok arkadaşı
katledilirken dün ölen olmamıştır. Bu dilek oyunun iletileri kapsamında her ne
kadar LGBT bireylere yönelik olsa da yeryüzünde yaşayan tüm insanları kapsadığı
da düşünülebilir elbette. Çünkü yaşamak ama insanca yaşamak her bireyin hakkı.
Oyunun
adında geçtiği gibi kimsenin ölmediği bir gün düşünelim. Hatta bir gün değil
pek çok gün boyunca kimse ölmesin. İnsanca yaşayabilmek için bu yeterli olacak
mı? Peki ya yaşarken manen öldürdüklerimiz, yaşam alanlarını daralttıklarımız, insan
olmaktan çıkarttıklarımız? Çalışmak, okumak, mutlu olmak haklarını ellerinden
aldıklarımız. Tacize uğrayanlar, ensestle hayatı kararanlar, her gün şiddete katlanmak
zorunda olanlar... Kimsenin ölmemiş ya da öldürülmemiş olması yeterli mi?
İnsanlar yaşarken, insan onuruna yaraşır bir yaşam süremiyorlarsa durup
düşünmemiz, bunun için bir şeyleri değiştirmemiz gerekmez mi? İşte oyun, o uzun
adıyla Umut karakteri üzerinden tüm bu sorulara gönderme yapıyor. Dışarıda
kimse ölmüyor/öldürülmüyor ancak Umut’a da insanca yaşama hakkı verilmiyor.
Ebru
Nihan Celkan’ın kaleme aldığı eser son yılların en dikkat çeken oyunlarından
biri. Umut bir transseksüel ve Sumru Yavrucuk beden duruşuyla, sesiyle,
bakışlarıyla inanılmaz başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Rolü için, kaşlarını
botoksla kaldırtmış, takma dişler takmış, dansçı ve koreograf İlyas Odman’dan transseksüellerin
beden diline ilişkin dersler almış. Sahnede büyüdükçe büyüyor. Onu, baştan sona
kadar nefesinizi tutarak izliyorsunuz. Yaklaşık bir saat boyunca enerjisinde
hiç düşüş olmuyor. Duruma göre araya doğaçlama konuşmalar da ekleyerek seyirciye
laf atıyor, gay argosunu anlamasını sağlıyor.
Oyunun
aynı zamanda yönetmeni de olan Sumru Yavrucuk bir söyleşide kendisine sorulan “Oyundan
üç saat önce hazırlanmaya başladığınız doğru mu?” sorusuna “Hakkımı yemişler en
az beş saat önce geliyorum sahneye.” diye yanıt vermiş. Yani öylesine tutkun
yaptığı işe.
Oyun bitip de sahnede makyajını silmeye
başladığında, ne kadar yorulmuş olduğunu görmemek mümkün değil. Kat kat boyalar
silindikçe Umut, yavaş yavaş yerini Sumru’ya bırakıyor.
Kendisiyle
yapılan söyleşilerde Umut karakterini oynamak konusunda başlangıçta biraz çekimser
olduğunu okumuştum. İyi ki üzerinden atmış çekingenliğini. İyi ki Ebru Nihan
Celkan bu senaryoyu yazmış ve ben de iyi ki izlemişim.
Tüm ekibi candan kutlarım.
Tüm ekibi candan kutlarım.
Yazan: Ebru Nihan Celkan
Yöneten ve Oynayan: Sumru Yavrucuk
Dramaturji: Sumru Yavrucuk-Onur Coşkun
Yönetmen Yardımcısı: Onur Coşkun
Mekan Tasarımı: Başak Özdoğan
Mekan Tasarımı: Başak Özdoğan
Işık Tasarımı ve uygulama: İsmail Sağır
Müzik-Ses Tasarım: Berrak Artemiz
Efekt Uygulama: Onur Kiraz
Fotoğraf: James Hughes