Üst
bir kavram olarak “cinsellik”, fiziksel, duygusal olguların yanısıra sosyal
olguları da içermekte. Bu nedenle bireyin cinselliği, kendi genetik
özellikleriyle sınırlı olmayıp, içinde bulunduğu toplumun değer yargıları ve
inançlarıyla şekillenmekte.
Türkçe
Sözlük’te erotizm sözcüğü “kösnüllük, şehvaniyet” kelimeleri ile açıklanmakta.
“Kösnüllük” kelimesinin karşılığı ise “Cinsel
uyaranlara karşı aşırı duyarlık gösterme durumu”. Dolayısıyla erotizm, salt bedensel bir tutkuyu değil,
aşk duygusu eşliğinde bireylerin ruhsal, duygusal tutum ve davranışlarını da
içermekte.
Edebiyat, kendini ifade edebilmenin en iyi çıkış kapılarından biri.Bu kapının içinden nelerin geçebileceği çeşitli etmenlere bağlı. Siyasi ve cinsel konularda yazarın kendine uyguladığı otosansür, erkin yazara uyguladığı sansür, siyasi yönetimin yasal düzenlemeleri, örf ve adetler bunların başlıcaları.Yazar, kadın olduğunda tüm bu engellere bir de “kadın olmak” eklenir ve otosansür ikiye katlanır.
Cinselliğin,
özellikle erotizmin kadın yazarlar tarafından özgürce ifade edilmesi, diğer bir
deyişle, edebi metinlerde kadın karakterlerin cinselliklerini bedenleriyle,
duygularıyla özgürce yaşamaları söz konusu olduğunda , otosansür kadın yazarın
karşısına çıkan ilk engel olur. Buna karşı koyan, kalemini özgürce kullanan
kadın yazar ise çevresi tarafından yadırganır, yazdıklarını kendisinin yaşayıp
yaşamadığı merak konusu olur. Büyük olasılıkla eşine, çocuklarına ve yakın
çevresine yazdıklarının tamamının kurmaca olduğunu açıklamak durumunda kalır.
Sorunlar,
sadece kadın yazarın hissettiği baskıyla sınırlı kalmaz. Eserde, üzerinden
erotizmin anlatıldığı kadın karakterler için de durum pek farklı değildir. Kurgu
karakter bile olsalar bu tür karakterlerden bahsedilirken genellikle “basit”, “iffetsiz”,
“ahlaksız” gibi ifadeler kullanılır. Yani kadın, kurgulanmış bir karakterken
bile “kadın” olmanın bedelini öder.
İçinde
bulunduğumuz erkek egemen sistemde cinselliğini özgürce yaşayamayan kadın
yazarın yarattığı kadın karakterin, yazardan bağımsız ve bu toplumun çok
ötesinde özgür olması elbette beklenemez. Kurmacanın sunduğu kolaylıkla karaktere
biraz özgürlük verilmiş olsa da bu özgürlük çoğunlukla gerçek yaşama ters
düşmeyecek kadardır.
Cinselliği
ve erotizmi eserlerinde çekinmeden kullanan erkek yazarlara oranla ne yazık ki
kadın yazarlarımızın sayısı birkaçı geçmeyecek kadar az. Kadın yazarlarımızın,
kalemlerinden ve yaşamlarından otosansürü uzaklaştırabildiği ölçüde bu sayı
edebiyat ve sanatın lehine çoğalacaktır.
Kurşun Kalem
Edebiyat Dergisi/Kasım-Aralık 2013